1 Temmuz 2009 Çarşamba

Operasyon YUMİYUM..!


Kesin hatırlarsınız.. Eski zamanların yumiyum efsanesi vardı, ince uzun dehşet verici aromasıyla.. Eski zamanlar, veletlik zamanları..
Ne günlerdi ey gidi ey ilk okulda kantine koşup milleti itip aralara girip veya yandan kolu uzatıp "-Hikmet abiiee benim kolum bu al parayı koy yumiyumu!!" dediğimiz günler.. Artık adamcağızın halini siz düşünün ufacık pencereden çıkmış 85 adet kol zaten suratlar yok. Var ama camın arkasında yapışmışlar birbirlerine ve camla bütünleşmişler.. Farklı bir organizma kocaman camekandan gözüken.. Tüm veletler üst üste kollar kime ait bilinmiyor, spor ayakkabılar uçuşurdu artık tanesi 10 bin liraya tüm ceplerimizi doldurmanın ardından.
Cephane kontrolü yaptıktan sonra günün ilk şekerinin kıvrımlı paketini açıp yerken sanki dünyalar seninmiş gibi kantin katından pıırrrr diye aniden uzaklaşmak suretiyle sınıfta, sınıfının az ilerisinde, sınıfın çok ilerisinde veya bahçede; yerden yüksek, ebelemece, saklambaç veya uzuneşek oynamak. Ezilmiş kutu kola ile maçlar yapmak (kola varsa, öğretmen yoksa zaman-mekan fark etmeden) veya zımba-simit dediğimiz tekmeli tokatlı yani belki bilmeyenler vardır öhöm olay şu ki öncelikle bulunduğumuz konumda (genelde koridor veya bahçe) güvenli, merdivenin ilk basamağı gibi ufak bir alan belirliyoruz sonra kaç kişi olduğumuzu gözden geçiriyoruz. İlk kurbanı demokratik olarak anında belirliyoruz ve oyun başlıyor. Belirlenen kişi güvenli alanda dururken, diğerleri dışarısında kaçış anını bekler. Seçilen kişinin bir nefeste artık aklına ne gelirse bir kelime seçip bağırarak her hangi birisini yakalaması, diğerlerinin kaçması gerekir. Eğer nefesi tükenmiş ve halen birisini yakalayamamışsa oyunda artık kaç kişi varsa tekme tokat üzerine koşar. Yakalayabilmişse zaten kendisi o an cezadan muaf olmuş olur. Yakaladığı kişi derhal güvenli bölgeye geçmek zorundadır zira az önce kendisini yakalamak için koşan kişinin akıbetine uğraması olasıdır. Bu saçma oyunu oynarken ki aldığımız hazzı gerçekten kelimelere dökmek çok zor..
Her ne kadar da atılan enerjinin  arasında musluktan şapır şupur su içmenin verdiği serinliği, teneffüs bitiş zili bozsa da fark etmez.. 40 dakika sonra tekrar.. Hem teneffüs bitse ne yazar? Ders içindeki muzurlukları kimse engelleyemezdi tabi. Taa ki arkası dönükken havada uçuşan tebeşirler öğretmenin bir yerine gelene dek.. Veliye not yazılır ve asla veliye ulaşmaz. Veli toplantısında bu açığa çıkar, evde uçan terlikten kaçacak yer ararsın. Evet annem çok iyi nişancıydı gerçekten. Haddinden fazla şepidi kılıklı bir çocuktum tabi oda geliştirdi kendisini sürekli. Neyse..
Bir zaman geldi ki o efsanenin 10 bin lirayken 15 bin liralık zamla aniden 25 bin liraya çıkması hiç hoş karşılanmamıştı ancak genede fark etmezdi!!! Kimse bizi o şekerimsi iğrenç efsaneden ayıramazdı. Hiç bir kuvvet! Derdik.. Zaman öyle demedi ne yazık ki.. Keşke en fazla 9 yaşımızda olabilsek..
Zamanla, ilk ısırıkla dişlerine yapışan o maddeyi yemez olduk onun yerine her yerinde duramayan genç gibi karşı cinsi 'yumiyum' yerine koymaya başlamadık mı? Kantinci yerine irade, ücret yerine muhabbet girmedi mi devreye? Ha onunda ücretlisi yok mu? Binlerce yıldır var. Ama o mevzuyu iğrençlikle nitelendirdim her zaman. Konu o değil yani yanlış anlaşılmasın. Konu aslında yaş ilerlese de zevkler aynı, materyaller farklı. Takdir-i ilahi yapılacak bir şey yok.. Gerçi çocukken sokakta beni köpek kovaladığında bile yaşadığım adrenalini şuan hiç bir para birimiyle satın alabileceğimi düşünmüyorum. Ayrıca köpekleri de çok seviyorum.
Peki yeni nesil bu oyunları, bu tatları, bu zevkleri yaşayabiliyor mu? Meçhul.. Günümüzün çizgi filmlerini bile saçma sapan ve birbirlerinin kopyası buluyorum. Zaman ilerledikçe çoğu şey yok oluyor tabi bunun yanında gelişiyoruz o ayrı.. Hareketsizliğin veya kalıplaşmanın neresi gelişmek ise artık..
Biraz daha büyüdük tabi gülüp eğlenmek maksat yumiyum olsun olmasın bunu öğrenmeyi başardık, sonrasında yine alıştık.
Hayat oldukça kısa, anı yaşayın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder